HUKUK HERKESE LAZIM OLABİLİR....

2012-09-22 11:22:00

Balyoz Davası sonuçlandı. 330 sanık yargılandı ve cezalarına hükmedildi.  Genel olarak 2 farklı görüş var. 1.ci grup, demokrasiye balyoz indirmeye çalışanların cezalandırılmasının Türkiye için önemli bişey olduğunu. Bunu yapmayı düşünenlere de göz dağı vereceğini ve böylelikle caydırıcı olduğunu düşünüyor. Böyle ulvi bir amaçta ufak tefek yanlışlıklar yapıldıysa da bu kararın  genel olarak doğru olduğunu düşünüyor. 2. grup, laikliğin bekçisi ordumuzun hükümetin yönlendirilmesiyle bitirilmek istendiğini, ordu da bir grup böyle bir darbe planı yaptıysa da bunun cunhuriyeti ve laikliği korumak adına olduğunu ve bu yargılamanın tamamen hukuksuz ve orduyu bitirmek için yapılan bir iş olduğunu düşünüyor. Burada çok önemli bir nokta var.  Ordu’nun bu ülkede son yıllara kadar laikliğin bekçisi  olduğunu ve ellerinde bulundurduğu gücü   gerek gördüğü zaman kullandığını ve kullanacağını bilmeyen biri yoktur herhalde bu ülkede. Yargılanan konu budur aslında. Ve yargılanması da çok doğrudur. Ancak hukuk kurallarını hiçe sayan bir yargılama ile verilen cezalar tüm vicdanları rahatsız etmelidir. Sanık avukatlarının istediği bilirkişi incelemelerinin yapılmadığı, dava için çok önemli olan ve bu suçun teşebbüste kalmasına sebep olduğu söylenen dönemin Kara Kuvvetleri komutanı ve Genel Kurmay Başkanının tanık olarak çağırılmadığı,  yapılan seminer sırasında yurtdışında olduğunu ispatladığı halde sunulan bu delilllerin dikkate alınmayarak cezaların verildiği, buna tepki olarak savunma hakkını kullanmayacaklarını söyleyen sanıklar için, hemen hemen her sanık için uygulanan ‘’mahkemede iyi hal’’ indiriminin... Devamı

KÜRTAJ YASAĞI

2012-06-07 15:48:52

                                                               KÜRTAJIN  YASAKLANMASI                        Bakış açımızı, kalbi atmaya başlayan bebeğin yaşama hakkı diye bakarsak, kürtaja karşı olmak elbette doğaldır. Ancak bu  konu gerçekten hassas bir konudur.  Ve istisnaları çoktur. Örneğin anne ve bebeğin hayatı tehlikedeyse ve doktor bir seçim yapmak zorunda kalırsa anneyi seçer. Tıp etiği böyle söyler. Zor bir durumdur ama böyledir. O zaman kalbi atan hatta tüm organları oluşmuş bir bebek bile olsa onun değil annenin yaşam hakkı tercih edilir. İstisnai bir durum diye düşünülebilir. Ama genelde hukuk, istisnai durumlarda lazım olur insana. Yoksa güllük gülistanlık bir evlilikte, planlanmayan  bir hamilelik  bile olsa genelde doğumdan yana karar verilir. Çevremizde böyle dünya kadar '' kaza ''bebeği vardır. Ama durum böyle değil ise, işte  o zaman işler karışıyor..        Yasal kürtaj sınırının 4 haftaya çekilmesi konuşuluyor.  Gebeliğin 4. haftası demek, gebe kalmadan önce görülen son adetin ilk gününden itibaren 4 hafta geçmesi demektir.  Dolayısı ile  kadının adet gününü beklediği  zamandır. Bir kadın Reglisi gecikmeden hamile kaldığınızı anlayamayabilir. Regli başlangıcı, 3 gün geciktiğinde ise çoktan yasal kürtaj süre... Devamı

BENİM BEDENİM BENİM KARARIM

2012-06-07 14:12:37

                                                GEBELİK KİŞİSEL BİR DURUMDUR...        Bir kadın olarak dünyaya geldiğinde, birgün anne olacağını düşünürsün, hissedersin, ilk bebeklerinle oynarken annelik provalarını yaparsın. Doğan gereği bebekleri seversin. Sonra bir gün evlenirsin ve bebek istersin, olmazsa diye korkarsın. Ve nihayet hamilesindir.. Müthiş bir heyecan. İçinde bir bebek vardır. Onu sen ve eşin birlikte yapmışsınızdır. Ama o artık senin içindedir. Bu çok güzel ve istenen bir süreç de olsa zordur.       Vücudunda değişiklikler başlar. Her sabah gözünü açtığın anda,miden bulanır, en az 3 ay boyunca her sabah  ve bazen gün içinde de kusarsın.. Tüm kokulara karşı hassassındır. Kokular seni rahatsız eder.  Yediklerine içtiklerine yasaklar gelir.  Bazı yemekler yasaktır, bazılarından sen tiksinirsin. Karnın büyür, büyür, vücudunda derin çatlaklar oluşmaya başlar. Artık uykular haramdır. İstediğin gibi yatamazsın. Yüzü koyun zaten yatamazsın. Yüz üstü yatınca miden ağzına gelir. Nefes alamazsın. çünkü artık reflün vardır. Yan yatarsın belin ağrır. Gecede 3-5 kere tuvalete kalkarsın. Gündüzleri de sürekli tuvalete gitme ihtiyacın olur. Bazen altına kaçırırsın..  Kilo almaya başlarsın.. Ellerin ayakların şişer. Son dönemlerde ayakkabını bile bağlayamazsın.        İçinde de sürekli endişe vardır.  Karnında... Devamı

MAGAZİNCİLER, TİMUÇİN ESEN ve MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ.....

2009-10-23 15:51:01

     Bir süredir gündemimiz meşgul eden Timuçin Esen ve magazinciler arasında yaşanan çirkin olay, bana yurdum insanının profesyonellik, toplam kalite ve müşteri memnuniyeti konularını hatırlattı. Ne alaka demeyin... Malesef  yurdum insanının iş hayatını amatör zihniyeti ve kişisel hırsları yönetiyor. Bu da hayatımızın he alanında kalitesizliği getiriyor aslında...  Kalite deyince en önemli konu 'müşteri memnuniyeti'dir. Müşteri illa bişeyler sattığınız birileri anlamına gelmez.. Müşteri iş hayatında  birşekilde hizmet verdiğiniz herkestir. Elemanı patronun, patron elemanın müşterisidir. Bir şirket içinde her departman, ilişkide olduğu diğer departmanın müşterisidir. Buna 'iç müşteri kavramı' da deniyor. Çünki iş hayatındaki başarımızın devamı ve gelişmesi için birbirine ihtiyacı olan tüm bu insanların, birbirlerine müşteri muamelesi yapmaları ve kaliteli hizmet vermeleri gerekir. Dış Müşteri Memnuniyetinden ve Kaliteden ancak bu şekilde bahsedebiliriz.      Magazinciler de, ünlüler de bir şekilde işlerini yapıyorlar ve halka satıyorlar... Ama birbirlerine saygı duymayan bu insanların halka da kaliteli bir hizmet vermeleri elbette beklenemez...  Magazincilerin '' Biz 3 kuruşa bu ünlülerin arkasında dolaşıyoruz ama onlar  daha çok para kazanıyor '' mantığıyla baktığı, elbette düzgünce işini yapam bir magazin muhabirine kaba davranan ünlünün de '' biz ünlüyüz bunlar kim'' mantığıyla baktığı sürece bu sektörde toplam kalite anlayışından elbette bahsedilemez..   Bildiğim kadarıyla herhangi bir yayın grubu çıkıp da ''bunlar bizim muhabirlerimizdir. Ama  olayların bu şekilde gelişmesindeki hatamız yüzünden ö... Devamı

ERGENEKON SÜRECİ VE HUKUK

2009-01-23 16:44:00

Türkiye’nin gündeminde en önemli yeri teşkil eden bir dava var. İsmi Ergenekon. 1 yıldır devam eden soruşturma sürecinde sıradan bir vatandaş olarak önce ne olduğunu algılayamadık… Daha sonra bildiğimiz saygı duyduğumuz bir takım aydınların gözaltına alınmasından sonra davanın, iktidarın bir uydurması olduğunu düşündük. İnanamadık. Akp’nin yaptırdığı ankette de çıkan sonuç da böyle idi.  Bu kadar büyük çaplı bir soruşturma ve yargı sürecine halkın yarısından fazlası inanmıyor. Bu çok ironik bir durum. Sebepleri çeşitli…  Hukukun usülüne göre uygulanmamasının çok önemli bir payı var. Çünkü yargı sürecinde 2 ayrı kavram vardır. (Hukukçu değilim bir hatam varsa özür dilerim.) Esas ve Usül. Her ikiside aynı derecede önem taşır. Biri diğerinden daha az önemli değildir. Ama daha önceki yazılarımda da bahsettiğim gibi ülkemizde hukuk kültürü maalesef yerleşik olmadığı için insanlar için usül kavramı önem taşımıyor. Dünyanın her yerinde kanunlar, kurallar uyulması içindir. Ama maalesef biz ‘’kanunda öyle ama uygulamada öyle  olmuyor  bu işler’’ durumuna alışığız. O yüzden kanun bizde çok da önemli değil. Uygulamada farklı çünkü…             İşte Derin Devlet de aslında böyle bir zihniyetin ürünüdür. Çünkü iktidarı bir şekilde elinde bulunduranlar hukukla halledemeyeceği şeyleri  bir şekilde halleder. Çünkü vatanseverdir, görev adamıdır. Kafasının sokaktaki vatandaştan farklı (üstün) çalıştığına inanır. Temelde sokaktaki adamla aynıdır aslında. Hukukla halledemeyeceği işi huk... Devamı